Bu İngiliz bebek borçtan ancak 23 yaşında kurtulacak

Nisan 25, 2009 yazan: andajans1968

İngiltere’nin girdiği borç batağı gazetelere manşet oldu.

Daily Telegraph gazetesi yeni doğmuş bir bebeğin fotoğrafına yer vererek, “Biz bu beladan kurtulduğumuzda bu bebek 23 yaşında olacak” dedi. Haberde yer alan ifadeyle Başbakan Gordon Brown’un yarattığı eşi görülmemiş kamu borcunun, ancak çeyrek yüzyıl içinde kontrol altına alınabilecek. Başbakan’a ağır eleştirilerin yönetildiği haberde, şu değerlendirmelere yer verildi: “Mali Çalışmalar Enstitüsü’nün (IFS) rakamlarına göre borçlar 2032 yılında sürdürülebilir seviyelere geri dönecek. 2032 yılına kadar aileler yükselen vergilerle karşı karşıya kalacak. Yeni nesiller borç içinde doğacak. IFS’nin tahminlerine göre İngiliz Hükümeti’nin borçları kontrol altına alma çabası aileleri yılda en az bin 400 sterlin vergi ödemeye mecbur bırakacak. IFS’deki ekonomistlerden Carl Emmerson, ’kamu borcunun bir jenerasyon daha yüksek olacağını’ belirtti. IFS, geçen hafta açıklanan bütçede toplanması planlanan vergiler ile hükümetin harcamaları çin gerekli fon arasında ciddi bir açık olduğuna dikkat çekti.”

TPAO, Cudi’de petrol arayacak

Nisan 23, 2009 yazan: andajans1968

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Şırnak yakınlarındaki Cudi Dağı’nda ABD’li Chevron şirketiyle petrol arayacak. Cudi-1 kuyusu için lokasyon çalışmalarına başlanacak.

Mayısta sondaj ekibi de bölgeye giderek, çalışmaları başlatacak.’ diyen yetkililer

Cudi-1′in kendileri için yeni bir saha olduğunu

ve burada 4 bin metrelik derinlik hedeflediklerini ifade ettiler. Kuyuda petrol bulunması halinde Cudi Dağı’nda yeni sondajlar açılabilecek.

3N için ‘deneme yayını’ başladı

Nisan 20, 2009 yazan: andajans1968

3N’nin başlamasıyla cep telefonundan maç ve film seyretmek mümkün olacak.
Cep telefonu operatörü Avea, abonelere 3. Nesil (3N) teknolojisini deneme fırsatı sunuyor. Tüketiciler, İstanbul’da Şaşkınbakkal, Beşiktaş, Elmadağ ve Ankara’da Meclis ve Tunalı Hilmi’de bulunan Avea ana bayilerinde, 3N teknolojisiyle cep telefonundan görüntülü konuşabiliyor.

Mobilvizyon servisi ile televizyon izleyebiliyor, yeni Avea 3G USB Stick ile hızlı internete erişebiliyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan aldığı izinle şimdilik 5 noktada 3N deneyimi sunabilen Avea, lisansların imzalanması ve lokasyon sınırının kalkmasıyla diğer ana bayilerinde de 3N servislerini deneme imkanı sunacak. GSM operatörü, 3N’nin başlamasıyla birlikte daha birçok yeni ve katma değerli servisi abonelerine sunmaya hazırlanıyor.

BP’nin deposundan kaçak yakıt çıktı

Nisan 15, 2009 yazan: andajans1968

Mersin’de Ataş Gümrük Müdürlüğü sorumluluk sahasında ele geçirilen kaçak kalorifer yakıtının piyasa değeri 6 milyon 340 bin lira.
Türkiye’de alınan bütün tedbirlere rağmen akaryakıt kaçakçılığı sürüyor. Emniyet birimleri, kaçakçılıkla mücadele için operasyonlarını sürdürürken, Mersin’de dünya petrol devi BP’nin kaçakçılık yaptığı tespit edildi.
Mersin Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin yaptığı bir çalışmada, BP Petrolleri Anonim Şirketi’nin 4 bin 528 ton kalorifer yakıtını gümrük işlemi yapılmamış depoya aktardığı tespit edildi. Ele geçirilen miktarın Türkiye genelinde geçen sene yakalanan toplam 3 bin 754 tondan büyük olması dikkat çekiyor. Kaçak yakıtın piyasa değeri ise 6 milyon 340 bin Türk Lirası. Firmanın, vergisiz fiyatı 224 lira olan yanma kalitesi düşük 5 numara kalorifer yakıtını (fuel-oil), yanma kalitesi yüksek ve fiyatı 476 lira olan yakıta karıştırdığı da belirlendi. Böylelikle Gümrük Vergisi yanında kalite açısından farklı fiyatta olan yakıtları karıştırarak çifte vurgun yaptığı iddia ediliyor. Mersin Emniyet Müdürü Süleyman Ekizer, Ataş Gümrük Müdürlüğü sorumluluk sahasındaki bir petrol şirketince antrepo tanklarına alınması gereken akaryakıtın millileştirme işlemine tabi tutulmadan milli tanka aktarıldığının tespit edildiğini belirtiyor. Ekizer, Emniyet Müdürlüğü koordinesinde komisyon oluşturularak uluslararası gözetim firması görevlisi survey (gemilerde ölçüm yapan teknik eleman) ile yapılan ölçümler neticesinde, millileştirme işlemine tabi tutulmadan milli tanka aktarılan yaklaşık bin 500 ton 5 numara kalorifer yakıtının milli tanktaki fuel-oil ile karıştırıldığı tespit edildiğini söylüyor. BP firması yetkilileri ise emniyete verdikleri ifadelerinde, yaşanan olayın bir kaçakçılık olmadığını ve tamamen operasyon hatası yapıldığını savunuyor. Firma yetkilileri, devletin hiçbir kaybının olmadığını iddia ederken, yanlışlıkla yapılsa bile işlemi 9 gün için gümrük idaresine bildirmemelerinin bir hata olduğunu kabul ediyor.
‘Denetimleri uzman gemi mühendisi yapsın’
Akaryakıt kaçakçılığının, bu konuda uzmanlaşmış gemi mühendisleri tarafından yapılacak sıkı denetimlerle önlenebileceği ifade ediliyor. İsminin yazılmamasını isteyen bir gemi mühendisi, gemilerle gelen akaryakıtın miktarının, uzman gemi mühendisleri tarafından tam olarak hesaplanabileceğini, ancak Türkiye’de bu ölçümlerin tam olarak yapılmadığı için kaçakçılığın rahatlıkla yapılabildiğini söylüyor. Mersin’de daha önce de EuroPet firmasına polis tarafından yapılan operasyonda 4 bin ton mazotu kaçak olarak yurtiçinde piyasaya satan firmanın depolarındaki mazot yerine su bastığı ortaya çıkmıştı. Firmanın lisansı Enerji Piyasası Denetleme Kurulu tarafından 26 Nisan 2007′de iptal edilmişti.
Kaçakçıların yeni gözdesi kalorifer yakıtı
Genelde mazot ve benzinde yapılan kaçakçılığın, bu kez sanayi bölgelerinde tüketimi yüksek olan bölgelerde kalorifer yakıtına (fuel-oil) sıçraması dikkat çekiyor. Siyah yakıt olduğu için içine her türlü atık akaryakıtın katılabildiği kalorifer yakıtında kaçakçılar çifte vurgun yapıyor. Isınma derecesi 138 dereceden 300 dereceye çıkan kalorifer yakıtının, yakıldığı fabrika ve binalarda patlamalara bile sebep olabileceğine dikkat çekiliyor.

Takipteki kredi oranı yüzde 10′a çıksa da bozulma olmaz

Nisan 13, 2009 yazan: andajans1968

Küresel finansal krizle birlikte bankaların takiplerindeki alacaklarının oranlarındaki yükselişler de takip ediliyor. Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, 2001 krizinde takipteki kredi oranlarının yüzde 20′lerin üstüne çıktığına işaret ederek, “Takipteki kredi oranları yüzde 4,2. Bu rakam 8-10′a çıksa da bankacılık sisteminin malî yapısı bozulmaz.” dedi.
Türk bankacılık sisteminin şu anki sermaye yapısının bu büyüklükteki problemli kredileri kaldırabilecek düzeyde olduğunu ifade eden Çağlar, Ziraat Bankası’nın takipteki kredi oranının ise yüzde 1,9′larda bulunduğunu kaydetti.
Can Akın Çağlar, Dünya Türk Girişimciler Kurultayı için geldiği İstanbul’da bankacılık sektörü ve krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bankacılık sisteminde mali yapıyı bozacak bir sorun görmediklerini söyleyen Çağlar, “2001 krizinde nefesi tükenen, bankacılık sektörüydü. Bu krizde ise bankacılık sektörünün nefesi tükenmediği için firmalarla kurtarılması, yüzdürülmesi, ekstra vade yapılması, o firmaların takibe aktarılamaması adına çözümler deneniyor.” şeklinde konuştu. Bankaların kredi konusunda ‘bekle-gör’ dönemine girdiğini belirten Çağlar, şirketlerin mart ayı bilançolarını gördükten sonra kredi genişlemesi olacağını söyledi. Ziraat Bankası Genel Müdürü, 14 Nisan’da yapılacak genel kurulda 750 milyon lira temettü dağıtma kararı aldıklarını bildirdi. Şu ana kadar yapabileceklerini kamuoyuna duyurduklarını açıklayan Çağlar, her firmaya ihtiyaçları doğrultusunda yaklaşımlar sergilediklerini anlattı. “Herkese terzilik yapamayacağımız için belli standart kurallar koyuyoruz.” diyen Çağlar, bu dönemde bankacıların reel sektörle el birliği etmişçesine bu işi götürmeye çalıştığı görüşünde.

Beyoğlu ’teslim bayrağı’ çekti kestane satışı 4 kiloya düştü

Nisan 10, 2009 yazan: andajans1968

Dünyanın en çok yaya trafiği alan yerlerinden Beyoğlu’nda, turist sayısının da düşmesiyle esnaf işlerinde yüzde 10-80 arası kayıp yaşıyor. Taksim’deki meşhur hamburgerci Kızılkayalar’ın bile satışları gerilemiş. Günde 15 kilo satan kestaneci, 4 kiloyla yetinmek zorunda kalırken, esnaf artık evde tencere kaynatamayacak noktaya gelmiş.

“YEMEK de durmuşsa her şey bitmiştir. Kimse aç duramaz” diyor sekiz yıldır Beyoğlu’nun simge işletmelerinden Kızılkayalar’da çalışan Şenol Vural. İşlek Taksim Meydanı’ndaki meşhur hamburgercide son bir kaç aydır satışların yüzde 10 civarında gerilediğini belirten Vural, “Bizde, insanlar daha ekonomik bir şekilde karnını doyurabiliyor. Yarım döner ve ayranı 6 TL’ye, iki hamburger ve ayranı 5 TL’ye satıyoruz. Normalde bize gelmeyen kitleler de gelmeye başladı ama daha önce gelen insanların bir kısmı artık gelemiyor” diye konuşuyor. Kızılkayalar’ın yanındaki Barış Büfe’nin işleri ise son iki ayda yüzde 50 civarında gerilemiş. Garson Samet Taş, “Kimsede para yok. Olan da harcamıyor. Sekiz yıldır Taksim’de çalışıyorum; böyle bir durgunluk görmedim” diye dert yanıyor. İstiklal Caddesi’nde kapanan mağazalara tek tük rastlanıyor ama ara sokaklarda ve paralel caddelerde kapısına kilit vurulmuş, yeni bir kiracı bekleyen dükkanların çokluğu gözden kaçmıyor.

Çiller’i, 2001’i geçti

“İş olmayınca 4 çocuğumun karnını nasıl doyuracağım” derken gözleri dolan kestaneci Yusuf Demir, geçen yıl günde 15 kilogram kestane satarken bu yıl günde 4 kilogram satabilmenin başarı olduğunu söylüyor. 15 yıldır bu işi yapan, 3 yıldır da Taksim’de çalışan Demir, kestane tezgahı için ayda 500 TL kira ödüyor. 2001 krizini, Tansu Çilleri ve 5 Nisan kararlarını arar hale geldiğini söyleyen Demir, “O kötü günler bugün yaşadığımızın yanında hiçbir şey değilmiş. Bu kriz geçmek bilmiyor. Her gün her gün gerileme var” diyor.

Vicdanla cüzdan arası sıkışma

14 yıldır İstiklal Caddesi’nde bulunan kadın giyim mağazası N&B’nin satışları da yüzde 50 düşmüş. İşletmeci Fatih Şendur, düşük kira nedeniyle ayakta kaldıklarını vurgulayarak “Merter’de üretimimiz vardı; ne yazık ki ara vermek zorunda kaldık. Artık Çin, Nepal ve Hindistan’dan mal getirip satıyoruz. İnsanlar vicdanlarıyla cüzdanları arasında sıkıştı. Piyasanın halini gören, parası olsa da harcamıyor. Ben de harcamıyorum; çekiniyorum. Turist de yok. İşler kesat” diye konuşuyor.

İstiklal Caddesi’nde, son 1.5 yılda kendileri gibi 100 kadar butiğin, yüksek kira ve ağır rekabete dayanamayıp kapandığı bilgisini aktaran Fatih Şendur, global ve ulusal perakende zincirlerinin akın ettiği caddedeki değişime de dikkat çekerek şunları anlattı: “Caddeye dev markalar gelince kiralar yükseldi. Küçük esnafın rekabet şansı kalmadı. Ayakta durmaya çalışan son butikler ise, dev markaların yaptığı indirim kampanyalarıyla kan kaybetti. Kriz nedeniyle markalar indirim yapınca vatandaş onlara yöneldi; bizim işlerimiz daha çok geriledi. Elindekini, avucundakini kaybeden çok sayıda esnaf icra ve hacizle karşı karşıya.”

Nev-i Zade’nin de keyfi kaçtı

İNSAN selinin aktığı Nev-i Zade bile sadece cuma ve cumartesi akşamları iyi iş yapıyor. Meyhanelerdeki iş kaybı, özellikle havanın soğuk olduğu günler yüzde 50-60’ı bulabiliyor. Neyle Meyle’de çalışan Salih Vural, Nev-i Zade’deki 10 kadar işletmenin zorda olduğunu belirterek, “Çiçek Pasajı bile keyifsiz. Turist de yok. Biz daimi müşterilerimiz sayesinde krizden daha az etkileniyoruz” diyor.

Mis Sokak’taki Bab-ı Ali barının işletmecisi Cengiz Aydoğan, krizin sıkıntı yarattığını söylüyor. Aydoğan, “Ayakta kalabilmek için yüzde 50’nin üzerinde indirim yaptık. Sürümden kazanıp, günü kurtarıyoruz” dedi.

Siftahsız dükkán kapatıyoruz aylardır kirayı zor çıkarıyoruz

50 yıldır el yapımı ayakkabılar satan Umay Ayakkabı’dan Nejat Barutçu, satışların yüzde 80 düştüğünü söylerken titriyor. “Siftahsız dükkán kapatıyoruz. Kiramızı zor ödüyoruz. Allahtan dükkan sahibi kira diye tutturmuyor” diyen Barutçu, yıllardır müşterisi olan pek çok insanın iflas ettiğini, işten çıkarıldığını söylüyor. Barutçu sözlerini şöyle sürdürüyor: “Beyoğlu’nda yüzlerce esnaf zarar etti, borçla dükkán kapattı. Evine bir dilim ekmek götüremiyor. 51 yaşındayım ve 7 yaşımdan beri çalışıyorum. Böyle kriz görmedim. Başbakan’a sorarsan kriz yok, çal çal oyna! Korkum yok, söylüyorum işte: Benim başbakanım değil o!”

1,1 trilyon dolarlık fon yakında hazır olacak

Nisan 7, 2009 yazan: andajans1968

IMF Bşk. Strauss-Kahn
Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, G-20 liderlerinin Londra zirvesinde taahhüt ettiği 1,1 trilyon dolar tutarındaki fonların bir bölümünün birkaç hafta içinde kullanılmak için hazır olabileceğini belirtti.

Le Figaro gazetesine konuşan IMF Başkanı, krizin sona ermesinin ilk belirtilerinin Amerika’da görüleceğini kaydetti. Strauss-Kahn, buradaki ev fiyatlarının durumunun bunun ilk göstergesi olabileceğini ifade etti. Amerika’daki ev fiyatlarının olabileceği en düşük seviyeye yakın olduğunu kaydeden IMF Başkanı, ekonominin 2010 yılının ilk döneminde düzelmesinin beklendiğini kaydetti.

’Tepeden geldim’ kompleksim yok

Nisan 4, 2009 yazan: andajans1968

Star TV İcra Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı, Tempo Dergisi’nin sorularını yanıtlarken, “Hengi okullarda eğitim almış olursam olayım, 32 yaşında Star TV’nin başına geçmişken, ’Aydın Doğan’ın kızı olmasaydım da buraya gelirdim’ demek inandırıcı değil. ’Tepeden geldim’ kompleksi de yaşamıyorum” dedi.

GEÇEN şubat ayında Star TV İcra Kurulu Başkanlığı ve Star TV’den Sorumlu Doğan TV Holding Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Begümhan Doğan Faralyalı, “Ben her halükárda iyi bir iş yapacağıma inanıyorum Star’da. Onun için ’tepeden geldim’ kompleksi yapmıyorum” dedi. Tempo Dergisi nisan sayısında, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan’ın en küçük kızı Begümhan Doğan Faralyalı ile bir söyleşi yaptı. Forbes’un en zenginler listesindeki ’En Genç Milyarderler’ bölümünün kapağında 1 milyar dolar serveti ile yer alan Begümhan Doğan Faralyalı, 2005 yılından bu yana Doğan Grubu’nda çalışıyor. “Sizi kabul etmekte zorlanan daha deneyimli büyükler oldu mu?” sorusuna, “Şirkette ne herkesin beni kucakladığını hissediyorum ne de kucaklamadığını. Yani ne ekstra bir destek, ne ekstra bir köstek var” yanıtını verdi. Begümhan Doğan Faralyalı, soruları şöyle yanıtladı:

Savaşın içinde olmalıyım

Kendinize “tepeden geldi” dedirtmemek için birşey yaptınız mı?

- Ne yaparsam yapayım, hangi okullarda eğitim almış olursam olayım, 32 yaşında Star TV’nin başına gelmiş bir insan olarak, Aydın Doğan’ın kızı olmasaydım da buraya gelirdim demek inandırıcı olmaz. Kendimi ve hayatımı gerçeğe göre konumlandırmayı seviyorum. Zaten hayatta her alanda o kadar çok savaş veriyoruz ki, bu konuda bir savaşın içinde olmam gerektiğini düşünmüyorum. Bana verilen şansları hiçbir zaman ’nasıl olsa belli param var, hadi keyfime bakayım’ diye değerlendirmedim. Öğrencilik yıllarımda tam anlamıyla o işin hakkını verdim. İş hayatına başladığımdan bu yana da, hem kendime hem gruba katkı sağlamak için çabalıyorum. Tabiki insanların aklında ’Aydın Doğan’ın kızı nasıl olsa’ diye bir şey vardır. Ama ben her halükárda iyi bir iş yapacağıma inanıyorum Star’da. Onun için ’tepeden geldim’ kompleksi yapmıyorum.

Küçükler fark ararmış

Şubat 2007’de Kanal D Romanya’yı kurdunuz. Doğan Holding’in neden yurt dışına odaklandı?

- Dört kızın en küçüğüyüm. Bir kitapta okumuştum. En küçük kardeşler, kendilerini büyüklerinden farklılaştırmanın yollarını ararmış. Bizim ailede hiçbirimiz için işin dışına çıkarak kendini farklılaştırmak pek mümkün olmadı. Hiçbirimiz kendimizi işten ayrı düşünemedik. Ama hep işi nasıl farklılaştırırızı sorguladık. Ben daha önce yaptığımız birşeyi yaparak gruba katkı sağlamak istedim. Romanya işi de öyle. Elimde bavul iki sene seyahat ettim; Bulgaristan, Rusya, Romanya, Ukrayna… Bu ülkelerdeki medya kuruluşlarıyla, bankacılarla ve reklam ajanslarıyla görüştüm. Uygun fırsatlar var mı diye araştırdım ve Romanya’nın yatırım için uygun bir ülke olduğuna karar verdik. Sıfırdan bir televizyon kurduk. En iyi kanallar arasına da girdik. Bu yılın sonunda kurum masraflarını çıkarmaya başlayacağız.

Patronun kızı muamelesi görmeden staj yaptım

“Aydın Doğan’ın kızı olduğum bilinmesin” diye rica ettiğiniz anlar oldu mu?

- 20 yaşında bir üniversite öğrencisi olarak staj yapmak; o tecrübeyi edinmek istiyordum. Bizim grubu tanıyayım, tecrübe edineyim ama ’patronun kızı muamelesi’ görmeyeyim. Kanal D’de değişik bölümlerde staj yapmıştım. En çok haber merkezindeyken eğlendim, mutlu oldum. Kimse kim olduğumu bilmiyordu. ’Çağatay Yolda’ ekibinde habere de gittim. Bana kasetleri taşır mısın falan diyorlar. Severek koşturuyorum. İnsanlar gerçeği öğrenince ilişki değişti. Sanırım biri sızdırdı. Zaten sonra stajım da bitti.

Basket oynadım, tüm Türkiye’yi dolaştım

Üniversitedeyken sevgilinizle tatile çıkmak, kız kıza felekten bir gece çalabilmek için kimliğinizi ’sümenaltı’ yaptığınız oldu mu?

- Büyürken, her zaman Aydın Doğan’ın kızı olmanın verdiği bir sorumluluk var. Olman gereken, yapman gerekenler var. Zaten bunlar öyle bir kalıp ve kısıtlamalar getiriyor ki, onun dışına çıkamıyorsunuz. Bu hep böyleydi.

Babanızla mücadeleleriniz oldu mu hiç?

- Çok ciddi mücadelelerimiz olmadı. Çünkü benim için yollar hep açılmıştı. Yurt dışına gitmek istediğimde cevap “A tabii” oldu. Benden önce o savaşlar verilmişti. O anlamda hayatım rahat oldu. Bir şey hariç: Basketbol oynamak. 18 yaşına kadar, Beşiktaş’ta basket oynadım. Tüm Türkiye’yi dolaştım. Babam kesinlikle istemiyordu. En büyük mücadelem, ’deplasmanlara gideceğim, hayır gidemezsin’ kavgasıydı.

Ahmet’le birbirimizi bulduğumuz için şanslıyız

EŞİ Ahmet Faralyalı’nın babasıyla tanıştırdığı ilk erkek olduğunu söyleyen Begümhan Doğan Faralyalı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ahmet’le New York’ta tanıştık. Beş yıldır evli olacağız. 9 aylık bir kızımız var. Ahmet’le (Faralyalı) biz birbirimizi bulduğumuz için şanslıyız. Ahmet, KKR adlı bir yatırım fonuna Türkiye’de danışmanlık yapıyor. Ayrıca girişimci olarak yatırım projeleri geliştiriyor.”

Vergi rekortmeni babama yapılan canımı sıkıyor

Bugünlerde canınızı en çok sıkan şey nedir?

- Bunu herkes biliyordur.

Doğan Grubu ’na verilen ceza mı?

- Evet, bu birçok anlamda canımı sıkıyor. Apaçık haksızlığa uğramak bir yana bugüne kadar vergi rekortmeni olmuş ve bizi her zaman “Alnınız açık, namuslu dolaşacaksınız” diyerek büyüten babamın adını ’vergi kaçakçısı’ diye geçmesi.

Babanıza bu süreçte nasıl destek oldunuz?

- Babamı yıkacak bir şey varsa, o da bizim yıpranmamızdır. Biz ne olursa olsun hep dik duruyoruz. Bir sorun mu var; hemen kendimizi gözden geçirip, sorular soralım, çözüm bulalım. Budur babama desteğimiz.

Babamın felsefeci olmasını istemezdim

Babanızın medya patronu yerine felsefe profesörü olmasını ister miydiniz?

- Üniversitede ekonominin yanında felsefe de okudum. Felsefeye çok ilgiliyim. Ama babamın felsefe profesörü olmasını istemezdim. Babamı felsefe profesörü olarak düşünemiyorum çünkü. Şu anda olduğu haliyle ona çok hayranım. İnsanlığına, iş hayatındaki başarısına, her şeyine hayranım.

Vuslat’a ’Sis’, Hanzade’ye ’Hanzi’ Arzu’ya ’abla’ derim

Ablalarınıza nasıl hitap ediyorsunuz?

- Vuslat’a ’Sis’ derim, Hanzade’ye ’Hanzi’. Ama Arzu’ya ’abla’ derim.

Sis?

- Üniversitede çok yakın olduğum Pakistanlı bir arkadaşım vardı; Adil. Bana sisters’dan (kız kardeş) kısaltıp ’sis’ derdi. Oradan dilime yapıştı. 10 seneyi aşkın süredir, Vuslat’a ’Sis’ derim.

Dondurma sektörü işsizlerin umudu oldu

Nisan 1, 2009 yazan: andajans1968

Küresel ekonomik krizin en çok hissedildiği illerden Denizli’deki işsizlerin umudu dondurma sektörü oldu.

Denizli’de Milli Eğitim Müdürlüğü ile bir dondurma firmasının işbirliğinde, “Dondurmacılık Modül Programı” kursu açıldı.

Kurs öğretmeni Hasan Öner, dondurma yapma ve sunma kursuna Denizli’deki işsizler tarafından yoğun ilgi olduğunu, dondurma ustaları yetiştirmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Öner, tekstil, mermer ve diğer sektörlerdeki krize rağmen, yaz aylarının da yaklaşmasıyla dondurma sektöründe hareketlilik yaşandığını, bu sektörde tecrübeli elemanlara ihtiyaç olduğunu söyledi.

Yeni başlayan kursa ilk etapta 80 kişinin müracaat ettiğini, 20′şer kişilik gruplar halinde eğitim verdiklerini anlatan Öner, şu bilgiyi verdi:
“Dondurma üretecek ustası konusunda sıkıntı var. Ciddi yetişmiş eleman yok. İşsizlik de var. Denizli’de Türkiye’ye örnek olacak dondurmacılık kursu açtık. Kahramanmaraş dondurma ustaları konusunda, yurt içinde ve yurt dışında yetişmiş elemana ihtiyaç var. Kursta süt pişirebilen, dinlendirip soğutabilen, gerekli malzemeleri kullanarak dondurma yapabilen ve servise hazırlayıp sunabilen elemanlar yetiştireceğiz. Ege Bölgesi’ndeki ilk Kahramanmaraş dondurması fabrikasını Denizli’de biz kurduk. Kendi işletmemizde yetiştirdiğimiz elemanlardan talep edilenleri zaman zaman yurt dışına gönderiyorduk. Şu anda da, zaman zaman Malezya, Singapur, Kuzey Irak’tan yetişmiş dondurma ustaları isteniyor. Ama bulunamadığı için biz de gönderemiyorduk. Yurt içinden de İzmir, Manisa, Aydın, Çanakkale gibi yerlerden dondurma ustası talepleri geliyor. Şimdi, bu kursu bitirenleri, Denizli’de istihdam etmenin yanı sıra, talep edilen yerlere de göndereceğiz.”

G-20 bildirgesi basına sızdırıldı ’2 trilyon dolar’ tartışması çıktı

Mart 30, 2009 yazan: andajans1968

İngiltere’nin ev sahipliğinde başkent Londra’da 2 Nisan günü düzenlenecek olan G-20 zirvesinin ardından liderler tarafından imzalanıp kamuoyuna açıklanacak sonuç bildirgesinin basına sızdırılması ’2 trilyon dolarlık’ bir tartışmaya neden oldu.

Alman Der Spiegel dergisinde yer alan haberde, G-20 liderlerinin imzasıyla açıklanacak sonuç bildirgesinde, üzerinde daha önce uzlaşılmış 2 trilyon dolarlık bir teşvik paketinin uygulamaya konulması kararının yer aldığı iddia edildi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı ise, basına sızan bildirgenin güncel olmadığına dikkat çekilerek, ABD ve İngiltere’nin zirveye katılan ülkelere yeni canlandırma paketlerini devreye sokmaları için bir baskı yapmayacağını açıkladı. Alman dergisinin haberine göre, bildirgede 2 trilyon dolarlık teşvik paketinin büyümeyi yüzde 2 oranında artırmasının ve bütün dünyada 19 milyon kişiye iş sağlamasının beklendiği kaydedildi. Bildirge taslağında İngiltere’nin 2010 için bir küresel büyüme hedefi konulması isteğinin de yer aldığı kaydedildi. İngiliz Sunday Times gazetesi ise gelişmeye geniş biçimde yer verdiği haberinde, bu durumun zirvenin ev sahibi İngiltere ve Başbakan Gordon Brown için bir utanç ve Zirve’ye indirilmiş bir darbe olduğunu yazdı.

Sabotaj iddiası

Gazete, haberin sızmasından da Alman makamlarını sorumlu tuttu ve ’bilinçli bir sabotaj’ olarak nitelediği gelişmenin işaretlerinin Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Brown’a göre mali teşvike daha ihtiyatlı olan yaklaşımından da hissedildiğini savundu. Sunday Times ortaya çıkan bu spekülasyonun da İngiltere Başbakanı’nın bu zirvenin başarıyla sonuçlanmasına ilişkin ortaya koyduğu hırslı yaklaşımın, başını Almanya ve Fransa’nın çektiği bazı ülkeler tarafından benimsenmediği yolundaki iddiaları güçlendirdiğini yazdı.